Akansoy, Hristodulidis’in bir yandan Kıbrıs’ta çözüm, barış, iki toplumun ortak geleceği ve güven tesisinden söz ettiğini, diğer yandan İsrail ile ilişkileri giderek daha kapsamlı bir stratejik ortaklığa dönüştürdüğünü savundu.
İsrail’in Gazze ve Batı Şeria’daki politikalarına sert eleştiriler yönelten Akansoy, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hakkında Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından çıkarılan tutuklama kararına ve İsrail’in Uluslararası Adalet Divanı’nda karşı karşıya bulunduğu soykırım davasına işaret etti.
Hristodulidis’in İsrail ile geliştirdiği ilişkilerin sıradan bir dış politika tercihi olarak değerlendirilemeyeceğini savunan Akansoy, bu yakınlaşmanın Kıbrıs’ı Doğu Akdeniz’deki jeopolitik hesapların doğrudan içine sürüklediğini ileri sürdü.
İsrail ile ilişkilerin stratejik ve askeri ortaklık düzeyine taşınmasının ve bunun Yunanistan’la birlikte üçlü bir yapı içerisinde yürütülmesinin Kıbrıs’ın geleceği açısından kritik olduğunu belirten Akansoy, “Kıbrıs’ı barışın köprüsü yapmak ile Doğu Akdeniz’deki güç mücadelesinin bir parçası haline getirmek aynı siyaset değildir” ifadelerini kullandı.
Akansoy, Hristodulidis’in Kıbrıslı Türklerle ortak gelecek ve güven tesisinden söz ederken bölgesel ittifakları güçlendirdiğini savunarak, bu yaklaşımın çözüm yerine karşılıklı milliyetçiliği ve askeri önlemleri artırabileceğini kaydetti.
Gerilim ortamına girmeden hareket etmenin ve olası bölgesel veya yerel provokasyonların parçası olmamanın en akılcı yaklaşım olduğunu ifade eden Akansoy, Hristodulidis’e şu çağrıda bulundu:
“Provokatif hamlelerinizi görüyoruz. ‘Büyük devlet oyunları’ yerine çözüme odaklanmalı ve ‘tüm tarafların kazandığı’ bir adıma ortak olmalısınız.”
Kıbrıs sorununda gerçek bir çözüm için yalnızca müzakere masasına oturmanın yeterli olmadığını belirten Akansoy, tarafların birbirlerinin kaygılarını ve güvenlik algılarını da dikkate alması gerektiğini vurguladı.
Akansoy, Kıbrıs’ın İsrail’in bölgesel güvenlik stratejisinin bir parçası haline getirilmesinin Türkiye ve Kıbrıslı Türklerin güvenlik kaygılarını artıracağını savunarak, “Çözüm için güven mi üretecek, yoksa jeopolitik güç mü biriktireceksiniz? İkisini aynı anda yürütmek mümkün değildir” dedi.
Kıbrıs’ın geleceğinin Gazze’deki savaş, Doğu Akdeniz’deki enerji rekabeti veya bölgesel güç mücadelelerine kurban edilemeyeceğini kaydeden Akansoy, adanın ihtiyacının daha fazla silah ve bölgesel ittifak değil, BM parametreleri çerçevesinde siyasi eşitliğe dayalı kapsamlı bir çözüm ve gerçek bir barış siyaseti olduğunu belirtti.




