UBP’nin aday belirleme kurultayında yaşananları “üzüntü ve endişeyle” takip ettiklerini belirten Çeler, yıllardır ülkeyi yöneten bir siyasi anlayışın bugün kendi üyelerinin iradesine ilişkin ciddi tartışmalarla karşı karşıya kalmasının düşündürücü olduğunu söyledi.
“GEÇMİŞTE YAŞANANLARDAN DERS ÇIKARILDI MI?”
Faiz Sucuoğlu döneminde UBP’de yaşanan kurultay krizleri ve müdahale iddialarını hatırlatan Çeler, bugün yeniden ortaya çıkan soru işaretlerinin geçmişte yaşananlardan yeterince ders çıkarılıp çıkarılmadığını sorgulattığını ifade etti.
Konunun yalnızca UBP üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğinin altını çizen Çeler, hangi siyasi parti olursa olsun üyelerinin iradesini görmezden gelen ve demokratik süreçleri kişisel hesaplara teslim eden anlayışların sorgulanması gerektiğini kaydetti.
“DEMOKRASİ SANDIKTA BAŞLAR, İRADEYE SAYGIYLA GÜÇLENİR”
Çeler, demokrasinin yalnızca sandığın kurulması anlamına gelmediğini belirterek, sandıktan çıkan iradeye saygı gösterilmesi, seçim süreçlerinin şeffaf yürütülmesi, itirazların tarafsız biçimde değerlendirilmesi ve yöneticilerin hesap verebilir olmasının gerçek demokrasinin temel unsurları olduğunu vurguladı.
Anayasa’nın 71’inci maddesine de işaret eden Çeler, siyasi partilerin çalışma ve kararlarının demokratik ilkelere aykırı olamayacağını belirterek, parti içi demokrasinin yalnızca siyasi bir tercih değil, hukuk devletinin de gereği olduğunu savundu.
Çeler, “Kendi içinde demokratik iradeye saygıyı güvence altına alamayan bir siyasi anlayışın, ülke yönetiminde demokrasiye ve hukukun üstünlüğüne nasıl sahip çıkacağı haklı olarak sorgulanır” ifadelerini kullandı.
“ELEŞTİRİMİZ UBP ÜYELERİNE DEĞİL”
Bir siyasi partinin kendisine gönül veren insanların emeğiyle ayakta durduğunu vurgulayan Çeler, eleştirilerinin herhangi bir partinin üyelerine veya seçmenlerine yönelik olmadığını belirtti.
Çeler, “Partisi için kapı kapı dolaşan, gecesini gündüzüne katan insanların emeği son derece kıymetlidir. Siyasi görüşü ne olursa olsun hiç kimse verdiği emeğin ve duyduğu güvenin böylesi tartışmaların gölgesinde kalmasını hak etmiyor” dedi.
Eleştirilerinin demokratik süreçleri korumakla sorumlu yönetim anlayışlarına yönelik olduğunu kaydeden Çeler, adalet ve haksızlık karşısında ortak bir vicdan taşımanın parti sınırlarını aşması gerektiğini ifade etti.
“HALKIN İRADESİ HER TÜRLÜ SİYASİ HESABIN ÜZERİNDEDİR”
TDP’nin demokrasi anlayışında çoğulculuk, katılımcılık ve özgür iradenin esas olduğunu belirten Çeler, siyasi partilerin de bu ilkeleri kendi içlerinde yaşatması ve üyelerinin iradesini koruması gerektiğini söyledi.
Hiç kimsenin hukukun üzerinde olmadığı ve siyasi gücün ayrıcalık sağlamadığı bir yönetim anlayışına ihtiyaç bulunduğunu ifade eden Çeler, adaletin kişiye veya partiye göre değişmemesi gerektiğini kaydetti.
“TEMİZ SİYASET İÇİN SOMUT ADIM ATTIK”
TDP’nin uzun süredir “İyi Gelecek” ve “Temiz Siyaset” söylemini ortaya koyduğunu belirten Çeler, bunun sözde kalmaması gerektiğini söyledi.
Çeler, TDP’nin 50 milletvekili adayıyla birlikte, kürsü dokunulmazlığı dışındaki milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılması yönünde yazılı taahhütte bulunduğunu hatırlatarak, bunu hesap verebilirlik konusunda somut bir adım olarak nitelendirdi.
Diğer siyasi partilerin de aynı ilkeleri benimsemesinden memnuniyet duyacaklarını ifade eden Çeler, “Temiz siyaset, adalet ve hukukun üstünlüğü herhangi bir partinin tekelinde değildir” dedi.
Çeler açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Siyasette makamlar geçicidir, insanların emeği ve güveni kalıcıdır. Siyasi partiler yöneticilerin kişisel mülkü değil, üyelerinin ortak iradesiyle var olan demokratik kurumlardır. Demokrasiyi yalnızca savunmak yetmez, önce kendi içimizde yaşatmalıyız. Çünkü demokrasi parti kapısında bitmez. Bu ülkenin geleceği, kişilerin değil ilkelerin, makamların değil halkın iradesinin güçlü olduğu bir demokrasiye bağlıdır.”




