Yıllardır süregelen siyasi imtiyazlar, sadakate dayalı kamu anlayışı ve ertelenen reformların ülkedeki yapısal sorunları derinleştirdiğini vurgulayan Akpınar, KKTC’nin geleceğinin tükenmiş çözüm modelleriyle veya eski siyasi alışkanlıklarla inşa edilemeyeceğini belirtti.
"Kıbrıs Türk Halkının Geleceği Belirsiz Takvimlere Teslim Edilemez"
Uluslararası izolasyonlar ve ambargolara rağmen Kıbrıs sorununun yıllardır aynı kısır döngüye sıkıştırıldığını ifade eden Akpınar, tıkandığı aşikâr olan müzakere modellerine geri dönülmesinin halkın geleceğini belirsizliğe sürüklediğini savundu. Geçmişin acılarından ders çıkararak ama kin ve nefret söylemlerine teslim olmadan hareket edilmesi gerektiğini kaydeden DP Genel Sekreteri, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Dün dünde kalmıştır. Geçmişten ders çıkaracağız, fakat çocuklarımızın geleceğini kin, nefret ve intikam duygularına teslim etmeyeceğiz. Düşmanlık yaratarak halklar arasında güven tesis edemeyiz. Artık barışın, diyaloğun ve uzlaşının dili hakim olmalıdır. Güney komşumuzla, BM çerçevesinde ve Kıbrıs Türk halkının egemen siyasi eşitliğinden taviz vermeden, iyi komşuluk ilişkilerimizi geliştirmeye ve iki halkın günlük yaşamını kolaylaştıracak her türlü yapıcı iş birliğine hazırız."
Sağlıktan çevreye, enerjiden ticarete kadar pek çok ortak alanda kurulacak iş birliğinin egemenlikten vazgeçmek anlamına gelmediğini altını çizen Akpınar, esas vizyonun eşitlik temelinde yan yana yaşayan iki devletli bir Kıbrıs modeli olduğunu ifade etti.
"Türkiye İle İlişkiler Kalıcı Kalkınma Modelini Beslemeli"
Türkiye Cumhuriyeti’nin altyapıdan finansa, savunmadan uluslararası diplomasiye kadar KKTC’ye sunduğu katkıların inkar edilemez bir gerçek olduğunu vurgulayan Akpınar, bu desteğin KKTC’nin kendi ayakları üzerinde durma hedefini gölgelememesi gerektiğini belirtti.
İlişkilerin sadece kaynak aktarımına dayalı olmaması gerektiğine dikkat çeken Akpınar; üretim, yatırım, yüksek teknoloji ve ihracat kapasitesini güçlendiren kalıcı bir kalkınma modeline geçilmesinin şart olduğunu dile getirdi. "Toplumu ayrıştıran, 'Kıbrıslı-Türkiyeli' ayrımı üzerinden siyaset yapan ya da Türkiye karşıtlığını siyasi sermayeye dönüştüren anlayışların ülkeye gelecek sunamayacağını" sözlerine ekledi.





