Turizm Bakanlığı

Kıbrıs Türk Haber

Cemal Aslan

Cemal Aslan

Mail: cemal.aslan@kibristurk.com

ABD; Suriye petrollerinde PKK ve YPG üzerinden söz sahibi olmanın peşinde

ABD; Suriye petrollerinde PKK ve YPG üzerinden söz sahibi olmanın peşinde

ABD yönetimi, Suriye'deki siyasi çözüm sürecinde Washington'un taleplerini, Esed rejimi ve destekçisi Rusya'ya kabul ettirmek için petrol kaynaklarını takas unsuru olarak kontrolü altında tutmaya çalışıyor. Ancak kuzeydeki bazı petrol bölgelerinde, Türkiye ile koordinasyon halinde askeri devriye gezen Rusya da Suriye'deki pastadan pay alma konusunda çok istekli. Washington, Moskova ve Beşşar Esed rejimi, Suriye'de söz sahibi olmak için petrol, doğal gaz ve su kaynaklarının bulunduğu bölgeleri kontrol altında tutmak istiyor.

Türkiye, PKK'YPG'nin tüm ekonomik tedarik zinciri ve petrol kaçakçılığını büyük oranda sekteye uğratmak ve ardından tamamıyla sona erdirmek üzere TSK, istihbarat ve diplomasinin de içinde olduğu geniş bir operasyon yürütüyor. Suriye petrolünün ABD, PKK ve YPG işbirliği ile Akdeniz kıyısı üzerinden Batı pazarlarına taşınması planı, Türkiye’nin başarılı operasyonlarıyla kesin olarak bitirildi.

ABD, ahlaki ve yasal olarak şüpheli olsa da basit bir plan bulmuştu: Amerika'nın "Kürt ortakları”nın yerel petrolden, onu Esad rejiminden veya diğerlerinden uzak tutarak ve sonra da rafine edip satmasına yardım ederek çıkarmasına yardımcı olmak.

2019 yılında, Barış Pınarı Harekatı'ndan bir süre önce kurulmuş bir şirket olan Delta Crescent Energy LLC, Suriye’de PKK/YPG kontrolündeki bölgede, ABD dış politikasında merkezi ve büyük ölçüde gizli bir rol üstlendi. Suriye petrolünü koruma planı, aylar önce iş başındaydı. Ancak, Suriye rejimine yönelik yaptırımlar nedeniyle ABD şirketlerinin Suriye'de faaliyet göstermeleri ABD Hazine Bakanlığı'nın bir kararnamesi ile yasaklanmıştı.

2020 yılından itibaren de “Sezar Yasası” üzerinden yaptırımlar uygulanmaya başlanmıştı. Sezar Yasasıyla Suriye rejimi ile ilişkileri olan veya ilişki geliştirmek isteyen ülkeler ve şirketler hedef alınıyor. Tabi ki Delta Crescent’in muafiyeti vardı.

Delta Crescent, El-Yarubiyah kasabasında Irak ve Suriye arasında ek bir sınır kapısı açmaya çalıştı ve başarısız oldu, PKK/YPG ve Biden yönetimi Delta Crescent'a olan inançlarını kaybetmeye başlamıştı.

Bu arada Esad rejimi, Suriyelileri, Amerikalıların ülkenin petrolünü çalmak için orada olduğuna ikna etmek için başarılı bir propaganda kampanyası yürütmüştü. Bu da Rusya'nın işine gelebilecek bir propaganda. İran da bu propagandaya destek verdi.

8 Nisan 2020'de Delta Crescent'e, PKK/YPG'nin kontrol ettiği bölgede (Suriye petrolünün %90'ı) yerel bir petrol şirketine “tavsiye ve yardım” etmesi için yaptırımlardan 1 yıllık muafiyet verildi.Ancak geçen yıl süre bittiğinde Biden yönetimi, şirketin ruhsat iznini uzatmadı. Delta Crescent, ABD'nin Suriye'deki fiili planıydı. Şimdi bir plan olup olmadığı net değil - şirketin lisansını iptal etme kararı, Rus petrol ve gaz şirketlerine oraya abanma şansı verebilir.

 

ABD ve Fransa Suriye'nin Kuzey doğusundaki kalıcılıkları için çözümü tamamıyla PKK/YPG ile Suriye Kürtleri Ulusal Konseyi'ni ve daha sonra da onları Kürt Bölgesel Yönetimi ile uzlaştırıp tüm Kürt oluşumları birleştirmek üzerine kurmuş. Kuzey Irak Kürt Bölgesel Yönetimi, PKK’ya karşı savaşta Türkiye’yi destekliyor.

ABD ve Fransa, PKK/YPG ile Suriye Kürtleri Ulusal Konseyi'ni defalarca buluşturup uzlaştırmaya çalıştı ama aralarındaki sorunlar çözülecek cinsten değil. Askeri güçleri birleştirme şartı koyuyorlar ki bu imkansız ve Görüşmeler sonuç vermedi.

 

Suriye’deki ABD varlığının ne olacağı konusunda ABD’de çok farklı görüşler var. İç kamuoyundan Biden yönetimine yönelik ciddi iç baskı var. Trump'ın “petrolü güvenceye almak” hedefi artık Biden yönetimindeki ABD dış politikası değil ve Suriye petrol üretimini kolaylaştırmak için ABD ordusunu kullanmak uygunsuz görülüyor.

Rus paralı askerleri ve İran milislerince desteklenen Esed'e bağlı güçler, Deyrizor yakınlarında Suriye'de Suriye Demokratik Güçleri adını kullanan terör örgütü YPG/PKK'nın kontrolündeki petrol sahalarına saldırdı. Ancak bölgede konuşlanan ABD Deniz Piyadeleri, saldırıyı püskürtmekle kalmadı; saldıran güçleri, hatta araçları ve ekipmanlarını da yok etti. ABD'liler burada geliştirilmiş öldürücü silahlar kullandı. Olayda, rejim ve destekçilerinden 416'dan fazla kişi öldürüldü. ABD, açıkça "kimsenin Deyrizor bölgesindeki petrol sahalarına yaklaşmasına izin vermeyeceğiz" mesajı verdi.

ABD, çıkarları için Suriye’de kalmaya devam edilmesi konusunda lobi faaliyetleri yürütüyor. Esed, PKK'dan petrol almak zorunda olduğu için alıyor ama öte yandan İran ve Rusya yardımıyla PKK ve ABD'nin ülkenin petrolünü çaldığına dair propaganda yapıyor. PKK/YPG çıkardığı petrolü rejimin kontrolündeki Humus ve Banyas rafinerilerinde işlem görmeleri için yine Suriye rejimine satmak zorunda kalıyor. Ham petrolü diğer ülkelere taşıma ve rafine ettirme maliyetlerinin yüksek olması nedeniyle bu yolu tercih ediyor.

PKK/YPG'nin, Suriye rejimine ve Irak’a kaçak olarak çeşitli aracılarla sattığı petrolün dışında ekonomisini sürdürebileceği bir emtiası bulunmuyor. Dicle nehri kıyısınca petrolün Basra Körfezine taşınması Türkiye'nin Kuzey Irak Kürt Bölgesel Yönetimi ile geliştirdiği stratejiyle sonlandırılmış görünüyor.

Petrol ve gaz ihracatında halen Türkiye'nin işbirliğine bel bağlayan Iraklı Kürtler de Türkiye’nin sert itirazları doğrultusunda Delta Crescent ile anlaşma yapılmasına karşı çıkıyor. YPG/PKK, Kürt Bölgesel Yönetimi ile "petrol fiyatı konusunda uzlaşamadıklarını" öne sürerek geçiştirmişti.

ABD Savunma Bakanlığı Sözcüsü Ryder, ABD askerlerinin, Suriye’de "SDG" ismini kullanan YPG/PKK terör örgütü elebaşı Ferhat Abdi Şahin’e Kuzey Irak’ta hangi görevle eşlik ettiği sorularına karşılık DEAŞ ile mücadeleyi gerekçe gösterdi.

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) Sözcüsü Tuğgeneral Patrick Ryder, ABD askerlerinin, Suriye’de "SDG" ismini kullanan YPG/PKK terör örgütü elebaşı Ferhat Abdi Şahin’e Kuzey Irak’ta hangi görevle eşlik ettiği sorularına karşılık DEAŞ ile mücadeleyi gerekçe gösterdi. Ryder, söz konusu seyahatin Irak merkezi hükûmetinden izin alınarak yapılıp yapılmadığı sorularına da net yanıt veremedi.

Ryder, günlük basın toplantısında, AA muhabiri Kasım İleri'nin, “CENTCOM, geçen hafta üç ABD askerinin Kuzey Irak’ın Süleymaniye ilinde bir hava saldırısına hedef olan YPG/SDG elebaşı Mazlum Abdi’ye eşlik ettiğini teyit etti. Amerikan askerlerinin Mazlum Abdi ile oradaki görev ve angajmanları nelerdi?” sorusuna karşılık DEAŞ ile mücadeleyi gerekçe gösterdi.

Irak’ın Süleymaniye kentinde, 7 Nisan'da ABD askerlerinin de bulunduğu seyir halindeki bir konvoya ateş açıldığını, mühimmatın konvoyun yaklaşık 100 metre yakınına düştüğünü ancak herhangi bir kayıp verilmediğini aktaran Ryder, Amerikan askerlerinin “DEAŞ ile mücadele kapsamında” orada olduğunu ileri sürdü.

Rusya’nın Ukrayna'daki meşguliyeti, Amerikan kamuoyunun baskıları, Biden Yönetimi'nin Suriye isteksizliği, Suriye rejimi, İran ve Rusya'nın Kuzey Doğu Suriyedeki petrol hırsızlığına yönelik propaganda kampanyaları bölgede tam bir kaos ve belirsizlik ortamını egemen kılıyor. Ancak net olan:Türkiye’nin Barış Kalkanı Harekatıyla Akdeniz’den petrol taşınması planına kesin olarak son vermesi ABD kamuoyunun Suriye misyonuna olan inancını bitirdi. Irak’ın Kuzeyindeki operasyonlarımız ve Kuzey Irak Kürt Bölgesel Yönetimi ile işbirliği de ABD ve Fransa'nın diğer emellerini baltaladı.

Facebook Yorum

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar