Kara gecenin üstünden neredeyse 4 ay geçti!

Son 4 aydır, her gece, yaslı aileler için aynı karanlıkta…

Daha da artan özlemle, daha fazla göz yaşıyla…

Dün doğum günüydü sevgili Abide’nin…

Annesi ve kızkardeşi ile birlikte melek oldu Abidemiz…

Geride, yalnız kalan bir baba…

Selinimizin babası Enver Karakaya’nın paylaşımını okudum dün…

Şöyle diyordu:

“Adıyaman'da ateşin başında buz gibi bir gece, çocuklarımıza henüz ulaşamamışız ama umudumuz da kalmamış artık.

Mehmet’e “Ruşen'e nasıl haber vereceğimi bilmem" dedim.

 O da ayniydi..

"Çiğdem'le nasıl yapacam bu konuşmayı ben de bilmem" diye konuşurken; Caner lafa girdi, "Benim haber vereceğim eşim de yok ama küçük kızıma nasıl anlatacam annesinin ve ablasının artık olmadığını" dedi. 

Sonra hep beraber dönüp Ozan'a baktık, onun iki kızı ve eşi enkaz altındaydı, sustuk...”

Bir anda bedenim buz gibi oldu…

Gözlerim yine dolu…

Nasıl bitsin ki bu dava…

Evi boş kalan Ozan Dağlı için nasıl bitsin…

Her gece….

Bıkmadan, usanmadan tweetler atılmaya devam ediliyor…

Katiller tutuklansın diye…

En ağır cezayı alsın diye…

Kendi evlatlarını kaybeden aileler; dernekleriyle başka evlatlara yardımcı olmak istiyor…

Unutabilir mi insan?

Unutamaz…

Ama İsias katilleri de unutmasın…

İsias bizim ortak davamız…

Mezarlıkta doğum günü mumları söndürülüyor  ya şimdi…

Sizin söndürdüğünüz hayatlar onlar…

Sizin söndürdüğünüz yürekler…

Siz de demir parmaklıklar ardında; öyle söneceksiniz!