İskele çok da bozulmuş sayılmazdı.

Ta ki, 3-5 yıl önesine dek.

Ama son yıllarda iyice çığrından çıktı.

Özellikle pandemi ile koca koca binalar rağbet gördü.

Bafra oteli fiyatındaki konforsuz Karpaz pansiyonları terkedildi.

Ki zaten onları da tercih edenler de artık belli.

Siyahi misafirlerimiz ve Rumlar.

Çünkü fakirleşen bir halktık artık.

Ve İskele’nin makul fiyatlı beton yığınları iyice rağbet gördü.

Sonuç ne oldu?

Güzelim İskele doğası betonla yer değiştirdi.

*****

Artık Karpaz yolundaki İskele doğadan çok uzak.

Yığma tepeler gibi yığma bloklar.

Eski Sovyetler Birliği evleri gibi.

Ortada bir havuz.

Etrafında 500 daire.

Kirlenmiş havuzlarda çırpınan çocuklar.

Afferin poh poh Kıbrıslı tatilde.

Ada ülkesi ama denizden uzak, havuz başında.

Doğası katledilen beldeler.

Kimliğini yitiren kentler.

******

Tıpkı Girne gibi.

Dünyanın en güzel kenti artık kayıp.

Elimizde kalan Karpaz ve İskele idi.

Karpaz’a bin berikat dokunulamıyor.

Ama İskele?

Kurda kuşa yem yapılmış artık.

Doğa yok, gökyüzü bile perdelenmiş.

Para için.

Bir de bu paragözlüğe el veren siyaset var.

Bu izinleri onurlandıran belediyeler var

Ama unutuyorlar.

Bugünlerin bir de yarını var.

3 yıl sonra İskele de Girneleşir.

Taşıma kapasitesi iflas eder.

Altyapı ve üstyapılar yetersiz kalır.

Çevre ve deniz, atıklara ve pisliğe gark olur.

Ve kaybolur.

Tıpkı Girne gibi.

Para hoyratlığına kurban ettiğimiz Girne’miz gibi.