Turizm Bakanlığı

Kıbrıs Türk Haber

Osman Şan

Osman Şan

Mail: osman.san@kibristurk.com

Partenon Tapınağı’ndaki Bayraklar, Mossad, İran ve “tomobilcik”!..

İç meselelerden başımızı kaldırıp bakmıyoruz, daha doğrusu baktırılmıyoruz, ama, çevremizde baş döndürücü gelişmeler, üzerinde dikkatle durup düşünmemizi aklımızı başımıza devşirmemizi gerektiren çok ciddî olaylar var.

Meselâ..

Dün saat 12.00’deYunanistan’ın başkenti Atina’nın çok  iyi korunan merkezinde ilginç bir olay gerçekleşmiş..

Kimliği belirsiz bir adam “bekçileri atlatarak” ve merdiven kullanmadan (!) takriben 14 metre yüksekliğindeki ünlü Partenon tapınağının tepesine tırmanmış…

Tapınağın tepesine üzerinde ne yazdığı pek anlaşılamayan, -güya- Kuzey Makedonya ile ilgili renkli bir pankart ve “bazı ülke bayrakları”  asmış..

Haberde yazmıyor ama haberde yayınlanan resme göre Pankartla birlikte astığı bayraklar  Yunan Bayrağı, ABD bayrağı  ve İsrail bayrağı!….

Olayın kahramanı (!) bayrakları astıktan sonra da tapınağının tepesinde volta atmaya başlamış. Yunan polisi ile eski eserleri korumadan sorumlu ilgili bakanlık yetkilileri olay yerine gelmiş ve bahse konu şahsı salimen inmesi konusunda ikna etmeye uğraşmışlar,  bunu yaparken bir taraftan da dünyaca ünlü, sıkı şekilde korunan, Antik Yunanın ve Atina demokrasisinin sembolü olan  böylesi bir kültür abidesine nasıl tırmanabildiğini öğrenmeye çalışmışlar.

Bahse konu şahıs tapınağın üzerinde 8 saat volta attıktan sonra saat 20.00’de ikna edilmiş ve tapınaktan yine kendisi inmiş.

Astığı bazı semboller gerçi Kuzey Makedonya ile ilgili imişmiş ama pankartta ne yazdığı tam anlaşılamamışmış. Görgü tanıklarına göre Kuzey Makedonya ile ilgili olarak devlet yetkilileri ile görüşmek istiyormuşmuş!

Haber bu kadar!.. Eğer adına haber diyebilirseniz tabii.. Bu kişi kimmiş, bekçileri görevlileri nasıl atlatmış, yaklaşık 14 metre yüksekliğindeki tapınağın tepesine nasıl tırmanmış, nasıl inmiş, eylemini neden gerçekleştirmiş, sorgusunda ne demiş… Haberde hiçbir bilgi yok, haberciliğin 5N1K ilkesinden eser de yok!..

Haberin kaynağı, Yunanistan’da yayın yapan  “iefimerida.gr” isimli bir internet gazetesi. Okunulurluk bakımından Yunanistan’daki internet gazeteleri arasında %17’lik  oldukça yüksek bir payı varmış bu internet gazetesinin. Sayfasına giren okuyucuları ise ağırlıklı olarak Yunan ordusunun silahlanma faaliyetleri ve Yunanlı yetkililerin Türkiye aleyhindeki beyanatlarları ile ilgili haberler karşılıyor..

Tuhaf, ama, tuhaf olduğu kadar da dikkat çekici ve manidar olan bu haber “derin akıllar” caverilen  bir mesajdan başka bir şey değildir.

Kimedir bu mesaj, ve nerelerden , hangi akıllardandır  sizce ? Gelin ona bakalım.

Ve bunun için bir başka  haber sitesinde ertesi gün yayınlanan  oldukça dikkat çekici bir başka habere bakalım. Bakmadan önce  bu haberdeki kaynağın farklı olduğunun Rum Ulusal haber ajansı KYPE tarafından servis edildiğinin altını da özellikle çizelim, ona göre bakalım.

Habere göre Mossad başkanı Denti Barneya İsrail’in Rehman Üniversitesinde 2 günden beri devam etmekte olan "Terörü önleme metodları" isimli kongreye 11.09.2022 tarihinde -yani Partenona Yunan, İsrail ve ABD bayraklarının asıldığı ayni gün- katılmış ve  orda bir konuşma yapmış…

Konuşmasında “Kıbrıs’ta ve daha birçok ülkede  İsrail vatandaşlarına düzenlenen suikastları önledik, Türk topraklarında Türklerle birlikte eli tetikte olan birçok teröristi etkisiz kıldık” demiş ve bunları söyledikten sonra  sözü Viyana’da İranla ABD arasında sürmekte olan İranın nükleer programını kontrol amaçlı görüşmelere getirmiş.

Demiş ki :

"ABD ve Avrupa topraklarında Eski ABD savunma bakanı John Bolton ile eski ABD dış İşleri bakanı Mike Pompeo'ya suikast düzenleme faaliyetleri yapan İran İle ABD  şimdi de Viyanada görüşüyorlar. Geçen hafta Amerikalı yetkililere İranla anlaşmanın  doğuracağı sonuçları izah ettik. Anlaşma olur da ambargo kalkarsa İran’ın milli hasılasının 90 milyar dolar artacağını, İran’ın çok güçleneceğini söyledik. Bu gelirle Lübnan’daki veya Suriye’deki varlığını güçlendireceğini, Batı yakasında (Filistin’de) Kudüs Tugaylarını desteklemek için kullanacağını  ABD’li yetkililere izah ettik  ve dedik  ki, varılacak bir anlaşma kısa  vadede belki faydalı olur ama uzun vadede kesinlikle büyük tehlike arz edecektir"..

Mossad başkanı konuşmasının sonunda "İsrail, bu oyuna katılmayacak, kayıtsızlık rolünü oynamayacak. Gözlerimizi kanıtlanmış gerçeklere kapatmayacağız, çünkü biz İran’ın amacını ve amacını hangi yollarla(terörizm demek istiyor- OŞ)  gerçekleştirdiğini biliyoruz. Bir anlaşma imzalansa bile bu Mossad için bağlayıcı olmayacaktır. Terörle mücadele bizim milli bir konumuzdur. Nitelikli istihbarat elde etme ve değerlendirme konusunda son zamanlarda çok başarılar elde ettik. Terörü önlemede başarılı olmanın şartı, teröristlere karşı proaktif saldırı düzenlemektir (Yani onlar bizi vurmadan biz onları vururuz demek istiyor-OŞ) Bu ilkemiz sadece teröristlerle  mücadele ile ilgili değildir , İran için de geçerlidir" diyerek konuşmasını bitirmiş.

Buraya,  yakın geçmişte olanlarla ilgili bir hatırlatma daha ilave edelim. Malûm ABD’nin girişimleri ile Güney Kıbrıs elindeki Rus ve Fransız yapımı hava savunma sistemlerini Ukrayna’ya vermesi karşılığında İsrail’le Demir Kubbe satın alma anlaşması imzaladı. Ama ayni ABD, Girit’te ambarlarda bulunan Rus yapımı S 300’leri Ukrayna’ya vermesi için Yunanistan’dan herhangi bir talepte bulunmadı. Bulunmamak şöyle dursun, şimdilerde Yunanistan o S 300’lerle NATO görevi yapan Türk uçaklarına radar kilidi atıyor, ABD’den tıs yok!..

Bu hatırlatmadan sonra tekrar konumuza dönelim..

İsrailli istihbarat başkanının beyanatından anlaşılan o ki,   Viyana’da devam eden ABD-İran görüşmelerinden anlaşma çıkma ihtimali hayli yüksek gibi. Aksi halde İsrailli yetkililer durup dururken böylesi hassas konularda uluorta  açıklamalar yapmaz,  bir nevi ABD’ye diklenme gereği duymazlardı.

Bu ilginç gelişmeler akıllarda birçok soru uyandırıyor ister istemez.

İran bir enerji zengini ülke?? Gazı da var, petrolü de.. Öte yanda Avrupa da gaza/enerjiye muhtaç malûm??.. Önümüzdeki kışı nasıl geçireceğini düşünüyor kara kara??

İran’ın da işine geliyor bir anlaşma?? İste Mossad’ın başkanı söyledi, Gayrı safi milli hasılası bir anda 90 milyar dolar artacakmış? İran bu altın fırsatı teper mi??

Ve bu duruma göre…

Eğer ABD ile  İran ile nükleer anlaşma imzalar ve ABD İran’a ambargoları kaldırırsa, esrarengiz şekilde Partenona yan yana  asılan ve jeopolitik birliktelik mesajı verme amaçlı olduğu  ortada olan ABD, İsrail ve Yunanistan bayraklarının yanına - gıyaben veya vicahen- İran bayrağı da asılır mı??

Böylesi bir ittifak eğer oluşursa, sonuçları ne olur Türkiye ve tabii ki KKTC açısından??

Efendim??Olmaz  mı dediniz? E o zaman düşünün bakalım..

Geçen yıl bu zamanlar birisi çıkıp size “Dünyanın en zengin en müreffeh kıtası olan Avrupa gelen kışı gazsız geçirecek, devlet dairelerini bile yarım ısıtabilecek, sokak lambalarını kapatacak, evini 19 dereceden fazla ısıtana ceza kesecek” dese inanır mıydınız??

Sadede gelirsek, öyle bir konjonktürel durum oluştu ki…  Birilerince habire çoraplar örülüyor..

Ve “derin akıllarca” örülen bu çorapların giydirilmesi planlanan başlar arasında en önde gelenlerden biri de hiç kuşkusuz Anavatan Türkiyedir.. Ve tabii ki KKTC halkı olarak biz de varız bu başlar arasında.

Ancak, Türkiye öyle bazılarının zannettiği veya  göstermeye çalıştığı gibi 100 yıllık dünkü-bugünkü bir devlet değildir. 2000 yıllık tarihten süzülüp gelen devlet aklına sahip köklü bir devlettir. Elbet bu gelişmeler karşısında gardını almaktadır, gücünü artırmaktadır, planlarını ona göre yapmaktadır.

Peki, kayıtsız şartsız birlik beraberlik içinde olmamızı gerektiren böylesi bir konjonktürde biz Kıbrıs Türkleri ne haldeyiz? Ne kadar takip ediyoruz olanı biteni, ne kadar ilgileniyoruz çevremizde olup bitenlerle ?? Bir de ona bakalım isterseniz..

1963 aralığında ben 10 yaşında bir çocuktum. Rum saldırıları başlayınca bizim köyün etrafındaki 6 yerleşim yerindeki bütün Türkler birkaç saat içinde kürr diye bizim köye sığındı. Köyün 250 olan nüfusu bir anda 600’ü aştı, köydeki küçük ve büyükbaş hayvan sayısı 3’e 4’e katlandı. Köyde bir koşuşturma başladı. Bir taraftan birinden diğerine aktarma yapılarak temizlenen amnbarlarile samanlıklara ve  evlerde tespit edilen kullanılmayan veya aktarma yapılarak boşaltılan odalara alel acele  göçmenler yerleştirilirken,  diğer tarafta da ağıllar mandıralar bölünüp göçmenlerin hayvanlarına barınak hazırlanırken, öte taraftan ise mevziler kazılır ve kazılan mevziler traktör arabaları ile dereden kum taşınıp doldurulan kum torbalarıyla mevziler tahkim edilirken, bir başka tarafta 1958’lerden beri ovada çanaklanmış gömülmüş haldeki silah, mermi  ve diğer mühimmat kasaları  çıkarılıp gresleri temizleniyor ve kullanmaya hazır hale getiriliyorken……..,

Biz çocuklar büyüklerimizin mevzileri tahkim için torbalamak üzere dereden taşıdığı kum yığınları üzerinde elimizde birer çakıl taşı ile “tomobilcik” oynuyorduk, “evinize gidin, oyun zamanı değil şimdi” diyen abilerimize büyüklerimize inat oyuna da devam ediyorduk. Taa gelip bizi kum yığınlarının üzerinden alan analarımızdan ense kökümüze birer tokat yiyene kadar..

Teşbihte şiar olmaz, ama, ne yazık ki durumumuz aynen budur. Çevremizde olup bitenlerle olan ilgimizi kestik, kendi kendimize  “tomobilcik” oynuyoruz, anlattığım anekdottaki gibi.

Bunun baş müsebbibi de siyasi muhalefet anlayışı ile devlete ve devlet yetkililerine karşı aşağılama, itibarını sarsma ve alay etme rüzgarları estiren, toplum fertleri arasında sevgiyi saygıyı, muhabbeti ve birbirine bağlılık ile seviyeli ve ortak düşünce olgusunu dibe vurduran, ve de, ne yazık ki bunda oldukça da başarılı(!) olan medyatik üslûp ve yaklaşımlardır.

Bir an önce aklımızı başımıza devşirip “tomobilcik” oynamayı bir tarafa bırakmak, “bana ne”cilikten vazgeçmek ve birlik beraberliği sağlamak durumundayız.

Çünkü bulunduğumuz coğrafyada silahlar patladığında ne kurşun adres soracaktır, ne füze, ne de bomba!..

Facebook Yorum

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar