Saat gece 22.10…

Gözümden öyle bir uyku akıyor ki…

Göz altlarım hafiften morarmış…

Kollarım ve ayaklarım biraz ağrılı…

Saçlarım, şiddetli bir rüzgar vurmuş gibi dağınık…

Üzerimde sabahtan kalma pijamam….

Tüm bunlara rağmen öylesine huzurlu, öylesine mutlu….

…..

Boncuk boncuk bakan 1 çift göz…

Her gece defalarca uyanıp, acaba nefes alıyor mu diye kontrol ettiğim…

Sütümün can olduğu…

Nefesimin ilaç….

“Can”ım dersiniz ya birine…

İşte gerçek “can”ımın karşılığı…

…….

 

Başlayan serüvenimizin ilk 3 aylık sürecini doldurduk….

Ben, senin annen, ileride; yazılarım kalsın istedim sana…

Yıllar sonra, senin adına yazılmış, annenin kelimelerini oku istedim…

Her 3 ayda 1….

Kıbrıs Türk Haber’den, Aziz abin, günleri ve saatleri karıştıran annene mesaj atıyor…

Annen hangi günde olduğunu unutuyor…

Aklım da sen, fikrim de sen…

Zaman da sen, gün de sen..

Kokunu içime çaktığım canım sen…

Kanım….

Dünya’da yaşamayanın asla anlayamayacağı duygu nedir diye sorsalar…

Hiç şüphesiz “annelik” derim….

Minik elinle kavrıyorsun ya parmağımı…

Göğsüme başını koymak için ağlıyorsun ya avaz avaz…

İçim öylesine gidiyor…

Kalbim öylesine hızlı atıyor…

Saçının bir teline zarar gelse, doluyor gözlerim, boşalıyor musluktan akarcasına…

Oğlum…

Canım oğlum….

Bu yazı senin…

Senin için yazılmış Hüseyin’im…

İyi ki geldin…

Ne iyi ettin de geldin…

İleride, annen sana ne bıraktı diye sorarsalar; “Beni çok sevdiğini anlatan yazılarını” de oğlum…

Evet.

Seni çok seviyoruz…