Çok enteresan gelişmeler yaşanıyor yine ülkemde.

Tam “artık hiçbir şeye şaşırmayacağım” dediğim anda öyle bir şey oluyor ki, öylece kalıyorum.

Dumura uğruyorum resmen.

Belediye seçim tarihinde de görünen o ki yine aynı şey başıma gelecek.

Hükümetin büyük ortağı Ulusal Birlik Partisi’nde dün yetkili kurullar toplandı.

Pazar günkü kurultayın sonrasında gerçekleşen toplantılarda, UBP Genel Başkanı, Başbakan Ünal Üstel’e seçim tarihinin belirlenmesi konusunda tam yetki verildi.

Başbakan Üstel toplantılarının ardından basının karşısına geçti ve bunu açıkladı.

Sayın Üstel bu açıklamasında muhalefet ile görüşüp konuyu en geç hafta sonuna bir karara bağlayacaklarını söyledi.

“Ülkeyi içine düştüğü kaos ortamından çıkaracağız” diyen Başbakan Üstel bir de tarih telaffuz etti.

Üstel seçim tarihi olarak 27 Kasım’ı dile getirdi.

Yani, Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen yasada yer alan tarihi.

Şimdi burada durup düşünmek lazım.

Tamam, Anayasa Mahkemesi tarihi değil de seçimin ertelenmesi için yapılan yasayı iptal etti.

Doğrudur.

Ama eğer çıkıp da yine aynı tarihi belirler ve bu tarihte seçime gidersek ben de bazı sorular sorarım.

Mesela, “madem aynı tarihte seçime gideceğiz ne diye ülkeyi kaosa sürükledik” derim.

“geçen sefer hükümet belirlemişti, peki bu sefer seçim tarihini kim belirledi” diye sorarım.

Başbakan Üstel’in açıklamasından konunun bu kez mutabakatla, yani muhalefetin de onayı ile sonuca bağlanacağını anladık.

Demek ki tüm mesele burada imiş.

Yani tarihte ya da seçimin ertelenmesinde bir sıkıntı yokmuş.

Tek sıkıntı mutabakat olmamasındaymış.

Şeklinde sonuçlar çıkarmak mümkün.

Ne yorum yaparsak yapalım, gerçek olan tek şey toplumun getirildiği kaos ortamından oldukça rahatsız olduğudur.

Toplumu artık germeyecek, daha fazla üzeyecek bir yola girmek şart oldu.

Günlük siyasi kazanımlar adına yapılan hareketlere son verelim.

Bu halkı daha fazla üzmeyelim...