Londra’daki St. Mary's Hospital'da çalışan İskoç bakteriyolog Alexander Fleming, 3 Eylül 1928 tarihinde iki haftalık tatilden dönerek işbaşı yapmak üzere hastaneye gitti.

Bilim insanları, anında şarj olan yeni bir batarya geliştirdi
Bilim insanları, anında şarj olan yeni bir batarya geliştirdi
İçeriği Görüntüle

Fleming, laboratuvarında dağınık halde bulunan deney kaplarını toparlarken ilginç bir durum dikkatini çekti.

Temizlenmeden bırakılmış deney kaplarından birindeki bakteri kültürünün üzerinde küf oluşmuştu.

Haber Fotoğraf Bülent1 (8)-16

ÇÖPE ATMADI

Birçok araştırmacı, dışarıdan bulaşmış bir küf nedeniyle kirlenmiş bir deney kabını çöpe atabilirdi.

Ancak deney kabını çöpe atmak yerine incelemeye karar veren Fleming, küfün bulunduğu bölgenin çevresindeki bakterilerin gelişmediğini fark etti.

BAKTERİLERİN GELİŞİMİNİ ENGELLEYEN KÜF

Küfün etrafında adeta bakterilerden arınmış bir güvenlik çemberi oluşmuştu.

Fleming, küfün, bakterilerin çoğalmasını engelleyen bir madde salgıladığı kanaatine vardı.

Haber Fotoğraf Bülent1 (9)-14

“PENİCİLLİN”

Yaptığı deneyler Fleming’in düşüncesini doğruladı. Küfü oluşturan mantarlar, bakterilerin gelişimini engelliyordu.

Fleming, küfün Penicillium cinsine ait olması nedeniyle bakterilerin büyümesini engelleyen maddeye “Penicillin” (Penisilin) adını verdi.

MAKALEYLE DUYURDU

Deneylerini sürdüren Fleming, penisilinin bazı bakteriler üzerinde güçlü bir antibakteriyel etkiye sahip olduğunu tespit etti.

Fleming, bulgularını 1929 yılında bilimsel bir makaleyle yayımladı.

Haber Fotoğraf Bülent1 (10)-20

İLGİ GÖRMEDİ

Ancak Fleming’in bu önemli çalışması uzun bir süre ilgi görmedi.

Çünkü penisilini saflaştırmak ve yeterli miktarda üretmek epey zordu.

OXFORDLULAR BAŞARDI

Yaklaşık 10 yıl sonra 1930’ların sonlarında Oxford Üniversitesi'nden patolog Howard Florey ile biyokimyacı Ernst Chain, Fleming'in çalışmasına yöneldi.

İki bilim insanı, penisilini saflaştırıp yoğunlaştırmayı başardı.

FARELERDE NETİCE

Maddenin canlı organizmalardaki etkisini araştırmaya başlayan Florey ile Chain, 1940 yılında fareler üzerinde yaptıkları deneyler sonucunda penisilinin bakteriyel enfeksiyonlara karşı güçlü bir etki gösterdiğini tespit etti.

Penisilin verilen deney hayvanları hayatta kalırken tedavi edilmeyenlerin ölmesi, maddenin gerçek bir tedaviyi sağlayabileceğinin göstergesi oldu.

İNGİLİZ POLİS “DENEY”İ

İnsanlar üzerindeki ilk sonuçlar da umut vericiydi. Oxford ekibi, Şubat 1941'de ağır bir stafilokok enfeksiyonu geçiren İngiliz bir polis memuruna penisilin verdi. Hastanın durumu kısa sürede belirgin şekilde düzeldi.

Ancak Oxford ekibinin elindeki penisilin miktarı çok azdı. İlaç birkaç gün içinde tükendi ve enfeksiyon yeniden ilerledi. Hasta birkaç hafta sonra hayatını kaybetti.

ÜRETİM ŞART

Bu olay, penisilinin insanlarda da faydalı olacağını net bir şekilde gösterdi.

Artık asıl mesele, penisilinin insanlar için kullanılabilecek kadar üretilmesiydi.

ABD’DE GELİŞTİRİLDİ

1941 yılında Florey ve biyokimyacı Norman Heatley, daha yüksek miktarda üretimin yapılabilmesi için ABD’ye giderek destek aradı.

ABD Tarım Bakanlığı'na bağlı Illinois eyaletindeki Northern Regional Research Laboratory’deki araştırmacılar, daha fazla penisilin üreten yeni bir Penicillium chrysogenum varyantı tespit etti.

Üretimde kullanılan besiyerinin de değiştirilmesiyle elde edilen penisilin miktarı büyük ölçüde artırıldı.

DERİN TANK FERMENTASYONU

Araştırmacılar, küfü sıvı içerisinde büyük tanklarda yetiştirmeye dayanan “derin tank fermantasyonu” yöntemiyle üretimi sanayi ölçeğine taşımayı başardı.

Üretim arttıkça penisilin artık yalnızca laboratuvarlarda denenen bir madde olmaktan çıktı.

II. DÜNYA SAVAŞI’NDA KULLANILDI

1942 ve 1943'te ABD ve İngiltere'de daha geniş klinik çalışmalar yapılırken, penisilin, özellikle devam etmekte olan II. Dünya Savaşı’ndaki yaralı askerlerin bakteriyel enfeksiyonlarının tedavisinde kullanılmaya başlandı.

1943’e gelindiğinde ABD'deki üretim, müttefik silahlı kuvvetlerinin ihtiyacını karşılayabilecek seviyeye ulaştı.

PİYASADA ERİŞİLEBİLİR HALE GELDİ

Savaş sonrasında üretimin daha da artmasıyla penisilin sivil kullanım için de yaygınlaştı.

1946 yılında penisilinin piyasada erişilebilir olmasıyla birlikte daha önce ölümcül olabilen birçok bakteriyel enfeksiyon tedavi edilmeye başlandı.

“PENİSİLİN”E NOBEL

1945 yılında Nobel Tıp Ödülü, penisilini ortaya çıkartanlara verildi.

Ödül, penisilinin tedavi edici etkisinin ortaya konulmasına yaptıkları katkılardan dolayı Fleming, Florey ve Chain’e birlikte verildi.

BİLİM TESADÜFLERİ SEVER

1928 yılında laboratuvarda “istenmeyen küf” bulaşmasıyla başlayan süreç, Fleming’in dikkati sayesinde modern tıbbın en önemli dönüm noktalarından biri oldu.

Günümüze kadar sayısız insanın hayatını kurtaran antibiyotikler, bir laboratuvarda “işlerin planlanmadığı gibi gitmediği” bir tesadüfün sonucunda insanlığın kullanımına sunuldu.

kaynak:ensonhaber