Su geldi, doğal gaz geliyor… Asıl soru şu: Ada yeni ticaret merkezi olmaya hazır mı?

Eylül 1922'de Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk Türk Ordusuna kısa bir emir verdi: "Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz'dir, ileri!" Aradan yüz yılı aşkın zaman geçti. Cumhuriyeti kuran kuşak Akdeniz'e tüfekle yürüdü; biz bugün su ve doğal gaz hatlarıyla, limanla, havalimanıyla ve gümrük uygulamalarıyla hızla yürüyoruz. Hedef değişmedi, değişen sadece yöntem.

Biz Kıbrıslılar Akdeniz'i uzaktan seyredilen bir manzara olarak göremeyiz; denizin tam ortasında yaşıyoruz. Soru şu: Bu durumda bu süreçleri izleyecek miyiz, yoksa yönetecek miyiz?

Su geldi, sıra doğal gazda…

Türkiye'den adaya deniz altından su hattı çekildi, şimdi sıra doğal gazda. Antalya NAVTEX İstasyonu 23 Ekim'de duyurdu: 26 Ekim ile 31 Aralık arasında Akdeniz'de 12 noktada araştırma ve su altı çalışması yapılacak. Bunlar, Türkiye–KKTC doğal gaz hattının hazırlık çalışmaları. Rum basınına yansıyan bilgilere göre hat Anamur'dan Teknecik'e, yaklaşık 101 kilometre (97'si deniz altında) uzanacak. Güney tarafı aynı tarihler için karşı NAVTEX yayımladı. Yani masa kuruldu, herkes yerini aldı.

Bizi neden ilgilendiriyor?

Enerji, ada ekonomisinin en hassas noktası. Hat gelirse tankerle yakıt taşımanın yükü azalır, santral daha verimli çalışır. Enerjisinden emin olan ada sanayiyi, turizmi ve lojistiği ciddiyetle planlayabilir. Güneyin Girit üzerinden projesi olan elektrik kablosu yolu kendi dertleriyle uğraşan Avrupa Birliği(AB) tarafındaki onay engeline takıldığı konuşuluyor; bu da gaz hattını daha değerli kılıyor.

Ankara yalnız yürümüyor

Türkiye bu Ekim’de iki yeni ortaklık adımı attı. 7 Ağustos'ta Pakistan ve Suudi Arabistan'la Mekke Ortak Savunma Anlaşması imzalandı ve onay süreci Meclis'te sürüyor. Yine Ekim'de Doha'da Katar, Endonezya ve Pakistan'la Bedir Mutabakat Zaptı imzalandı; odağı ortak üretim, teknoloji, tedarik zincirleri ve lojistik operasyonlar. Ankara güvenliği ve ekonomiyi artık ortaklarla birlikte kuruyor. 2027-2028'de Uluslararası Ulaştırma Forumu'nun dönem başkanlığı da Türkiye’ye geçiyor; ulaştırma koridorları konuşulurken Türkiye masada olacak. Kıbrıs da o masada yerini almalıdır.

Gözlemcilikten ticarete: Türk dünyası kapısı

Bugün Ankara'da Türk Devletleri Teşkilatı'nın 13. Zirvesi yapıldı ve Ankara Bildirisi yayımlandı. KKTC'yi Cumhurbaşkanı Erhürman temsil etti; zirveye ilk katılışıydı. Ama dürüst olalım: KKTC 2022'den beri teşkilatta gözlemci ve bu statü değişmedi. Bildiride açıkça Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) "Türk dünyasının ayrılmaz bir parçası" olduğu yinelenerek, Kıbrıs Türk halkının özden gelen eşit haklarının güvence altına alınması çabalarına tam destek vurgulanmış ve TDT içindeki varlığına yönelik çok güçlü bir kurumsal ve siyasi destek metne geçirilmiştir.

Bildirinin koridor bölümü de bizi yakından ilgilendiriyor. Liderler Orta Koridor'un güçlendirilmesini, Bakü–Tiflis–Kars hattının tam kapasiteyle işletilmesini ve Zengezur'un hayata geçirilmesini destekledi. Azerbaycan ile Kazakistan 15 Ekim'de Orta Koridor İşbirliği Anlaşması'nı imzaladı, diğer üyeler de katılmaya davet edildi. Yani Orta Asya'nın yükü Hazar'dan Anadolu'ya, oradan Akdeniz limanlarına akacak. Mersin'den Mağusa'ya ise mesafe iyice azalıyor.

Fakat aynı bildiri, üye ülkeler arasında sınır geçişlerinde ve limanlarda bürokrasinin azaltılmasını, elektronik taşıma belgesi e-CMR'nin (dijital konşimento) yaygınlaştırılmasını öngörüyor. Ticaretin kapısı tam burası. Erhürman da konuşmasında gözlemcilik statüsünün imkânlarının somut iş birliğine dönüşmesini istedi. Haklı. Tanınma bir imzayla bir günde gelmez; tırların, gemilerin, öğrencilerin ve yazılımcıların her gün gidip gelmesiyle, yıllar içinde güven olarak örülür. Teşkilat BM Genel Kurulu'nda ve İslam İşbirliği Teşkilatı'nda gözlemci olmak için diplomatik girişim yapacağını da duyurdu; onun içindeki yerimizi sağlamlaştırmak bir yatırım. Türkiye şu an teşkilatın dönem başkanı, kapı bu yıl daha geniş açık. Önerilerim:

• KKTC'yi e-CMR ve dijital gümrük çalışmalarının içine baştan katmak,

• Mağusa'yı, Mersin hattıyla, Türk dünyası yükleri için Doğu Akdeniz kapısı yapmak,

• Yükseköğretim, turizm ve yazılım hizmetlerini Orta Asya pazarına açmak,

• Teşkilat sekretaryasının bulunduğu İstanbul'da bir KKTC ticaret irtibat ofisi kurmak.

Mavi Vatan bir harita değil

Mavi Vatan'ı yalnızca sınır çizgisi sanmak yanılgıdır. Güçlü bir ticaret filosu, tersane, liman altyapısı, enerji güvenliği, deniz teknolojisi ve bağımsız sanayiyle birleşince anlam kazanır. Üretimle desteklenmeyen deniz üstünlüğü kalıcı güce dönüşmez.

Beş yüz yıl önce Doğu, büyük üretim ve zenginlik kapasitesine rağmen okyanus ticaretinin kontrolünü Batı'ya kaptırdı.

Bugün Batı denizlerdeki askerî üstünlüğünü büyük ölçüde koruyor ama Asya'nın yükselen üretim ve teknoloji gücüyle karşı karşıya. Ders ortada: Gemi de uçak da ticari ürün yükleriyle değer kazanır. Yükü hızlı karşılayan gerek havalimanı gerekse deniz limanı kazanmaya mahkûmdur.

Ada'nın iki kapısı: Ercan ve Mağusa

Ercan'da iyi haber var. Yeni havalimanı yaklaşık 1 milyar euroluk yatırımla, devlet katkısı ve yolcu garantisi olmadan, işletmecinin kendi kaynaklarıyla yapıldı. 2026'nın üçüncü çeyreğinde Hazine'ye 530,8 milyon liralık ciro payı yattı. Ama bugün ağırlıklı olarak yolcu kapısı. Kargo apronu, gümrüklü depo, uçak bakım-onarım merkezi ve İstanbul ağına bağlı e-ticaret aktarma noktası eklenirse, gençlerimize nitelikli iş doğar. Sivil-askerî çift kullanımlı ikmal imkânı da hukuki ve diplomatik hassasiyet gözetilerek masada kalmalı.

Mağusa'da iş daha zor. Güç-Sen mayıs ayında limana gerekli yatırımın yapılmadığını, kapasite üstü gemi alındığını ve kaos yaşandığını öne sürdü. Hükümetin cevabı ayrı tartışma, ama etrafta herkes yatırım yapıyor: Türkiye İzmir Limanı'na iki aşamada 1,5 milyar dolar koyuyor, Güney'de Vasiliko LNG terminali için sekiz şirket ön teklif verdi. Biz rıhtımda bekliyoruz. Önerim: Kamu-özel ortaklığıyla konteyner terminali ve derinleştirme, Mersin–Mağusa Ro-Ro seferlerinin haftalıktan günlüğe çıkarılması, Mağusa'nın Türkiye'nin Doğu Akdeniz ikmal ve yedek parça deposu olarak tanımlanması.

Söz değil, icraata geçme zamanı…

Bu işin sağlıklı yolu ölçülebilir rakamlardır. Önümüzdeki 12 ay için herkesin görebileceği göstergeler öneriyorum:

• Mağusa'da gemilerin rıhtımda bekleme süresi yarıya insin.

• Gümrükte çıkış işlemi bir günü geçmesin.

• Ercan'ın kargo tonajı ve gümrüklü depo doluluğu her ay açıklansın.

• KKTC'nin Türk dünyası ülkeleriyle ticaret hacmi üç ayda bir yayımlansın.

• Teknecik'te gaza geçişin takvimi kamuoyuyla paylaşılsın.

İleri, ama hazırlıklı

Başkomutan 1922'de "ileri" dedi. Bugün ileri demek; altyapıyı etkin ve verimli olacak şekilde zamanında tamamlamak, boruları döşemek, rıhtımı derinleştirmek, kargo apronunu açmak, gümrüğü hızlandırmak, Türk dünyasıyla ticareti her gün biraz büyütmek demektir. Cumhuriyet'in 103'üncü yılında hedef hâlâ Akdeniz. K.K.T.C. bu adada, o hedefin hem kapısı hem anahtarı olabilir. Önemli olan kapıyı açık tutmak, anahtarı elden bırakmamaktır.