Kıbrıs’ta gündem yine yoğun…

Bir laf kalabalığıdır gidiyor, konuşan konuşana. Bir taraf konuşuyor, diğer taraf anında cevap veriyor…

Mikrofonlar çalışıyor, kameralar açık…

Sorun çözülüyor mu?

Daha da görmedik.

Çünkü biz hala satranç oynandığını sanıp tavla zarına bakıyoruz…

Dünya bu arada ne yapıyor?

Doğu Akdeniz’de doğalgazı kim çıkaracak diye sessizce anlaşmalar yapıyor.

Enerji hatları çiziliyor, milyar dolarlık planlar masaya konuyor.

Biz ne yapıyoruz?

“Sen bana ne dedin?” Dur ben da sana ne deyecem diplomasisi.

Elektrik pahalı…

Akaryakıt pahalı…

Üretim yok…

Ama merak etmeyin, açıklama bol.!!

“Gelişmeleri yakından takip ediyoruz.”

Zaten tek ucuz şey bu cümle.

Turizm desen…

Güven algısına bakıyor.

Sen sabah kriz, akşam gerilim yayınlarsan turist ne yapar?

O da seni “yakından takip eder”… ama uzaktan kendi topraklarından.

Enerji mi?

Güneş var… bol bol.

Ama biz onu elektrik üretmek için değil,

sadece bronzlaşmak ve “D” vitaminimizi yükseltmek için kullanıyoruz.

Ekonomi?

Dışa bağımlı.

Enerji?

Dışa bağımlı.

Politika?

İçe bağımlı.

Sonra çıkıp diyoruz ki:

“Biz neden ilerleyemiyoruz?”

Çünkü biz hala:

yangın varken dumanın yönünü tartışıyoruz….

Kıbrıs’ta sorun çözmek zor değil…

Zor olan,

sorunun ne olduğunu kabul etmek…

Mutlu haftalar olsun..