KRİZİN ORTASINDA AYAKTA KALMAK

Malum Ortadoğu kaynıyor.

Enerji fiyatları çok değişken, tedarik zincirleri kırılgan, küresel ekonomi adeta diken üstünde.

Böylesi bir tabloda Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti için soru artık şudur:

“Kriz gelecek mi?” değil, “geldiğinde ne yapacağız?”

Çünkü gerçek meselemiz KKTC, krizleri dışarıdan ithal eden bir ekonomi. Üretim zayıf, enerji bağımlılığı yüksek, döviz hassasiyeti kronik. Yani dünya sarsıldığında, biz iki kat hissediyoruz.

Peki ne yapılmalı?

“ENERJİ ESAS SORUNUN KALBİ”

KKTC’de hayatın pahalı olmasının temel sebebi üretim değil, enerji maliyeti.

Akaryakıt artar,elektrik artar, her şey artar…

Bu zinciri kırmadan hiçbir ekonomik model işlemez.

Devletin artık günü kurtaran değil, geleceği kuran adımlar atması gerekiyor:

* Güneş enerjisi yatırımları hızlandırılmalı

* Bireysel üretim teşvik edilmeli

* Türkiye ile enerji entegrasyonu ciddi şekilde masaya yatırılmalı…

Enerjiyi ucuzlatamayan bir sistem, halkı hiçbir şekilde rahatlatamaz.

DÖVİZ GÖRÜNMEYEN TEHLİKE

KKTC’de maaşlar TL, hayat döviz.

Bu durum da sürdürülebilir değil.

Her kur artışı, zincirleme zam demek.

Bu yüzden;

* Kritik ürünlerde uzun vadeli sabit fiyat anlaşmaları yapılmalı

* Piyasa denetimi göstermelik değil, gerçek olmalı

* Döviz şoklarına karşı rezerv mekanizması kurulmalı

Aksi halde ekonomi değil, sadece fiyatlar yönetilir.

BU ÜLKEDE TURİZM LÜKS DEĞİL, ZORUNLULUK

Lokomotif sektörlerdenn olan “Turizm KKTC için bir seçenek değil, yaşam kaynağı”.

Ama mevcut yapı kırılgan:

* Casino odaklı model dar bir alana sıkışmış durumda

* Alternatif turizm çeşitleri yeterince gelişmiş değil

Oysa çözüm belli:

* Sağlık turizmi

* Eğitim turizmi

* Spor organizasyonları vs.

Turizm çeşitlenmeden, ekonomi nefes alamaz.

ÜRETİM ÜRETİM ÜRETİM..

En acı gerçek şu:

KKTC tüketiyor ama üretmiyor ya da yeterince üretmiyor.

Bu sürdürülebilir değil.

* Tarım desteklenmeli

* Yerli üretici korunmalı

* Özellikle temel gıdada dışa bağımlılık azaltılmalı

Kriz anında ithalat aksarsa, marketlerde raflar değil sistem boşalır.

DEVLET HARCAYAN DEĞİL, YÖNETEN OLMALI..!!

Kriz dönemlerinde en büyük risk kontrolsüz kamu harcamalarıdır.

Popülist politikalar kısa vadede alkış alır, uzun vadede çöküş getirir.

* Harcama disiplini şart

* Kayıt dışı ekonomi azaltılmalı * Maaş politikaları sürdürülebilir hale getirilmeli

Devletin görevi günü kurtarmak değil, sistemi ayakta tutmaktır.

Aslında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti için mesele basit ama serttir…

Ya bu krizler içinde savrulan bir ekonomi olmaya devam edeceğiz,

ya da kırılganlıklarımızı kabul edip sistemi yeniden kuracağız.

Çünkü gerçek değişmedi:

Krizler geçer… ama hazırlıksız olanlar kalır…!!!