Bilginin kendisi susar, Sır konuşur, peki sır nedir ?

Hakikati Göremeyen Bir Toplum Olduk, Göremiyoruz,

Sebebini Anlatacağım !

Öncelikle Biz ANADOLUNUN Yüksek Medeniyetler ve Büyük İnsanların Yürüdüğü Topraklar Olduğunu Bilelim.

Bu cümlem, bir kehanet iddiasından çok, bir eşiğe dair iç sezgiyi anlatmaya çalışıyor.

Çünkü bazı yıllar takvim yaprağı değildir, 2026 yılı çok özel bir yıldır. İnsanın içindeki düzeni sarsan bir AYNA YILIDIR.

6 ARALIK 2023 TARİHİNDE Kıbrıs Tv kanalında sevgili Haluk Yerli beyefendinin Sabah Sabah programında ucundan dokunmuştuk. YOUTUBE'da yüklüdür bir bakın bakalım.

Şimdi Dışarı Çıktım Gökyüzüne Baktım Saat Gece 12:30 Ayın Güzelliğine Yetişenlerde Yüzünü Aya Dönüp Baksın !

Çevresindeki Hale İle Görsün Nasıl Bize Baktığını.

Vallahi Utanırsınız Ayın Size Bakışından.

Evinizin Yurdunuzun Dışında patlayan bombalar, aslında içeride çoktan birikmiş olan korkunun, öfkenin ve karanlığın yankısı gibi duyulur.

Bu yüzden aynı savaş haberi birine strateji veya gündem gibi gelirken, bir başkasına kıyamet fragmanı gibi çöker.

Dışarıdaki savaş, içerideki savaşın bir yansımasıdır. İnsan kendi gölgesini tanımadıkça, dünyanın gölgesi büyür. Zihin sürekli savunmada kaldıkça, her haber bir tehdit, her cümle bir felaket senaryosu olur.

İlkel beynimiz çalışır, kalp susar, kalp susunca işte huzursuzluk o zaman bulaşıcı olur.

İnsan kendini ikna etmeyi “HAKLILIK” sanır, HUZURU değil, KAVGANIN dili çoğaltır.

Bugün İsrail İran ekseninde konuşulanlar da, bu metinde yalnızca bu metnin içinde jeopolitik bir hatırlatma değildir. Fragmanlardır. Tekrar Ediyorum Fragmanlarıdır.

Büyük çatışmaların tanıtım filmi gibi yaşatılmasıdır.

Asıl fırtınanın başka bir cephede kopacağına dair anlatıdır.

Bunların hepsi, modern dünyanın ruhumuza uyguladığı bir yöntemi hatırlatır bana.

Sürekli gerilimle insanı diri tutmak değil, asıl bizlere yapılmak istenen sürekli gerilimle insanı yönetmektir.

Tek dünya düzeni tartışmaları, teknoloji imparatorluğu, KRAL metaforudur.

Transhümanizm Çağı ve Distopik Zamanları İnceleyiniz.

Yeni çağın kalesi artık füzeler tanklar toplar değildir, zihinlerin işgalidir.

Yeni çağın silahı mermi değil, artık ALGIDIR.

İnsan, canlı yayında bombalamaları gündemi izlediğini sanırken gündem onu izler. İnsan, haber tükettiğini sanırken haber onu tüketir.

VE EN SİNSİ OLANI KIBRIS TÜRKÜ İÇİN ŞUDUR.

Bu düzen, çoğu zaman dışarıdan zorla girmez, içeriden davet edilir. Korku davet eder. Umutsuzluk davet eder. Kendine güvensizlik davet eder.

Tam bu noktada ben Anadolu’ya dönerim. Ahi düzeninden, Derviş irfanından, Cephe gerisinde sabır taşından süzülmüş bir tutumdur bu.

Panik değil, sebattır. Gösteri değil, haldır.

Ve buradan Kıbrıs Türk toplumuna dönünce mesele bana göre sorunlu bir hale evrilir.

Çünkü ada insanı uzun zamandır başka bir ağır kuşatmanın içindedir.

Silah sesi değil, ses kirliliği.

Savaş Bombardımanı Değil, Negatiflik Bombardımanı.

Konvansiyonel medyanın keskin sürekli eleştirel şikayet eden diliyle sosyal medyanın zehirli akışı birleştiğinde, insanın içindeki denge taşı çatlar.

Huzursuzluk Bulaşıcıdır…

Gün boyu, bu da olmaz, bittik, mahvolduk, kimse bizi istemiyor cümleleri dönerken, bir süre sonra kişi kendi ülkesine değil, kendi varlığına yabancılaşır.

Bu Ülkeye Olanda Budur.

Ve,

Meclisi Dinlerim Gözlerim Kapalı,

Bağırışlar, Nutuklar Gelir Uzaklardan…

Meclisi Dinlerim Gözlerim Kapalı,

Aynı Sığ Sarayönü Muhabbetteleri,

Boş Konuşmalar…

Ve Iska Geçmesin Bu Topraklardan Bereket Huzur Ve Çocuklarımızın Geleceği…

Benden Size Kardeşçe Tavsiye, İçinize Kendinize Dönün Artık, Bırakın Dikenli Dilinizle Sürekli Eleştirmeyi ve Kem Gözlerinizle Bakmayı.

Bu Tuzakların İçine Düşmeyin Artık.

Huzurla Kalın...

tutulma görseli olabilir