KARDİYOVASKÜLER yani kalp ve damar hastalıkları uzun yıllardır dünya genelindeki ölüm istatistiklerinde yüzde 13 ile birinci sırada. Dünya Sağlık Örgütü’nün son verilerine göre yılda 9 milyon insan iskemik kalp hastalıkları nedeniyle hayatını kaybederken bu oran günden güne artış gösteriyor. Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Melih Us, komedyen Cem Yılmaz’ın kalp kriziyle tekrar gündeme gelen kalp hastalıklarına karşı uyarılarına devam etti. Ailesinde kalp hastalığı olmasa dahi herkesin 35 yaşını geçmeden damarlarını kontrol ettirmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Us, “Kriz bazen sessiz de gelebilir ama belirtileri varsa mutlaka ciddiye alınmalı” dedi.
ÖKSÜRMEK KURTARMAZ
Kalp krizi esnasında öksürülmesinin krizden koruyacağına dair halk arasında yaygın olarak bilinen bilginin aslında doğru olmadığı, kriz geçiren birinin nefes alırken dahi zorlanacağına dikkat çeken Prof. Dr. Melih Us, “Ne kadar hızlı müdahale edilirse kalp dokusu o kadar korunmuş olur” dedi.

KRİZ ŞÜPHESİ VARSA KAFA YAN ÇEVRİLMELİ
Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Us, “Peki kalp krizi anında ne yapılmalı?” sorusunu ise şöyle yanıtladı:
“Kriz şüphesi varsa hastanın yakınındakiler hiçbir müdahalede bulunmamalı. Hastayı hareketsiz tutarak, ayağa kaldırmadan ve solunum yolunun tıkanmaması için kafasını yan çevirerek 112’yi aramasında fayda var.”
DİL ALTI VERMELİ Mİ
“Hipoglisemi, ritim bozuklukları, tansiyon düşmesi ya da hipertansif kriz de kalp krizine benzeyebilir. Hastaya bu durumda dil altı vermek çok tehlikeli olabilir. Ambulans çağırıp solunum yolunu açık tutmak için kafasını yan çevirmek en doğrusu. Tedavide ise artık elimiz çok daha güçlü. Kalp krizi demek damar tıkandığı için dokulara kan gitmemesi demek. Şu anda ise amaç dokuya mümkün olan en hızlı şekilde kan gitmesini sağlamak. Tam tıkalı damarlara matkap adı verilen bir yöntem uyguluyoruz. Tıkanıklığı açarak ilaçlı stentler ile damarı açık hale getiriyoruz. Bu olmuyorsa o zaman baypas yapılıyor. Bir diğer fark yaratan uygulama ise ilaçlı balonlar. Küçük damarlara stent uygun olmadığında ilaçlı balonlar kullanıyoruz. Bu tedavilerde de yine BT anjiyo kullanabiliyoruz.”

SUYU TÜM GÜNE YAYARAK İÇİN
Stent ya da baypas yaptıktan sonra hastalarımız rahatlamamalı. Tedavi burada bitmiyor, çünkü orayı tıkayan mekanizma devam ediyor. Hasta diyelim ki diyabetine dikkat etmezse, kan sulandırıcı almazsa, hipertansiyona dikkat etmezse damarlar tekrar tıkanıyor. Hasta büyük oranda kendi kaderini kendisi belirliyor. Uluslararası kılavuzların dediğine göre eğer hasta bunlara dikkat ederse damarın açık kalma olasılığı çok yüksek oluyor. Kişi tütün kullanımına devam ederse, diyetine dikkat etmezse tekrar tıkanıyor. Bir de su çok önemli. Mesela bir borudan reçel aktığını düşünelim. Kan da reçel gibidir. Burada su tüketmek damardan geçen kan akışını rahatlatır. Antalya gibi sıcak iklimde yaşayanların daha fazla tüketmesi gerekiyor. Bu suyu özellikle de gün içine yayarak almak gerekiyor. Kalbin ne kadar hasar aldığını bilmek çok önemli. Bunun derecelerine göre hastaların tedavileri şekillenir.
NABIZ YÜKSELTEN SPORLARA DİKKAT
Prof. Dr. Us, ‘spor’ konusuna da değinerek, şu bilgileri verdi: “Egzersizlerde bir noktaya daha dikkat çekmek istiyorum. Nabız aşırı yükseltilip kalbe eziyet ediliyor. Stent ya da baypas olmamış hastalarda bile eğer kalpte bir rahatsızlık varsa nabız 130 üstüne çıktığında kalp boşalamıyor ve nabız 170’e çıkıyor. Buna yağ yakımı deniliyor ama bu yağ yakımı değil. Bu birçok şeye davetiye çıkarıyor. Dolayısıyla kalp damar hastaları için egzersizlerin kontrollü yapılması gerek. Kalp sağlığını korumanın en önemli bileşenlerinden biri aktif hayat tarzı.
Düzenli egzersiz hem koruyucu hem tedavi edici özelliğe sahip. İki türlü egzersiz var, biri nabız artıran egzersizler. Bunlar doğru yapıldığında kardiyovasküler sistemi koruyor. Bilinçsiz aşırı nabız yüklenmesinden kaçınmak lazım. Diğer tür egzersizler de kas kütlesini arttıran direnç egzersizleri. Bu iki tip egzersiz kombine planlandığında insülin direncini azaltıyor.”
kaynak:hürriyet





