Kıbrıs Türküne sürekli nasıl düşünmesi, nasıl yaşaması ve kendini nasıl tanımlaması gerektiğini anlatmak yerine, Kıbrıs Türkünü dinleyin.

Bu halkın kendine ait bir tarihi, kültürü ve sözü vardır.

Kıbrıs Türkü başkalarının çizdiği kalıba sığmak zorunda değildir.

Biz Kıbrıs Türküyüz.

1571’den sonra bu adaya yerleşenlerin torunları da biziz, 1974 sonrasında gelenlerin çocukları da. Hepimiz Kıbrıs’ta kendi hayatımızı, kültürümüzü ve toplumsal hafızamızı oluşturmuş bir halkın parçasıyız.

Bizi anlamak isteyen önce Kıbrıs Türkünün tarihini öğrensin. Kıbrıs Türkünün kültürünü, yaşam biçimini, dilini, mizahını, geleneklerini, müziğini ve bu adada oluşmuş kendine özgü kimliğini tanısın.

Ben Özgür Yeleğen olarak Kıbrıs Türk Kültürünü Devlet Türk Halk Müziği Koristi olarak 12 yıl boyunca yaşattım, yaşatmaya da devam ediyorum. İlker Dölek’lerle çalıştım. Ali Nesim hocalarla çalıştım. 1571’de gelenlerin torunları ile 1974’te gelenlerin çocuklarından Müthiş güzel insanlar tanıdım. O insanların bir kısmı beyaz atlarına binip gittiler.

Siz Kimsiniz de Bize Türklük veya Türkiye sevgisini Anadolu Kültürünü öğreteceksiniz !

Kıbrıs Türk Kültürüne Yaşam Biçimine Sahip Çıkmak Yerine Sosyal Medyalarınızda Abuk Sabuk Tartışmalara Giriyorsunuz.

Türkiye ile olan tarihi ve kültürel bağlarımızı inkar etmiyoruz. Tam tersine, bu bağların kıymetini biliyoruz. Fakat kardeşlik, birbirinin iradesine ve kimliğine saygı göstermeyi de gerektirir.

Tekrar yazıyorum.

Kıbrıs Türkü başkalarının çizdiği kalıba sığmak zorunda değildir.

Bizi gerçekten seven ve anlayan, önce bizim kim olduğumuza saygı duyar.

Kıbrıs Türkünün kültürüne, tarihine ve iradesine saygı gösterin. Gerisini Kıbrıs Türkü kendi bilir.

Bizim kavgamız maksimalist Rum’ladır ve içeride Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetini tanımayan onu yıkmak için her tür çabayı gösteren, Rum’a yama olmayı seçen ve sayıları çok ciddi oranda olan cenahlarladır.

Bizi artık içeride de dışarıda da rahat bırakın…