Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde seçimler biteli yaklaşık 3 ay oldu. Geride bıraktığımız bu zaman içinde büyük vaatler ile oyların %62.76’sını alan Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın pasif bir siyaset anlayışıyla ilerlediğini gözlemliyorum.
Oysa ki, Cumhurbaşkanı Erhürman; söylem ve eylem planı, Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik diyalog merkezli bir yaklaşım, Türkiye ile uyumlu dış politika, güven artırıcı adımlar, toplumsal birlik ve uluslararası görünürlüğü artırma eksenlerinde yoğunlaşıyordu.
Ama bunların arasında en önemlisi ise siyasi eşitlik ve federasyon çerçevesi temel hedefler arasında yer almaktaydı. İç politikada kapsayıcı bir yönetim ve gençlerin ülkede kalmasını teşvik edecek sosyal politikalara vurgu yapması ise seçimleri kazanmasında büyük bir etken oldu.
Geride bırakmış olduğumuz son 3 ayda ben Sayın Erhürman’ın hala koltuğa ısınamadığını ve almış olduğu sorumluluğun seçimi kazandıktan sonra oldukça zor olduğunu gördüğüne inanıyorum. Evet 3 ay geçti eleştirmek için daha çok ama çok erken. Benim burada yapmış olduğum eleştiriden öte bir gözlemdir. Bu gözlemlerim de vermiş olduğu sözlerin ağırlığını seçildikten sonra daha fazla üzerinde yük olarak görmesidir.
Çünkü her siyasetçi ve her aday her seçim öncesi vaatlerde bulunun, söylemleri ile halkın gönlünü kazanır, kalabalıktan yükselen alkışlarla tabiri caizse ‘onu yapacağım, bunu yapacağım’ diyerek seçime girer.
Hele hele bu vaatler ve söylemler yıllardır K.K.T.C’de her siyasetçinin hayali olan ve ada üzerinde çözülemeyen konular olduğunu da düşünürsek, Cumhurbaşkanı Erhürman’ın işinin oldukça zor olduğunu söyleyebilirim. Çünkü halk dışarıdan bakan bir göz olarak Cumhurbaşkanlığı koltuğuna Erhürman’ı, o can alıcı birkaç vaadi için güvendi ve oyunu verdi.
