Güney Kıbrıs’ta ortaya çıkan son siyasal tablo, artık yoruma açık değildir.
Sağ, milliyetçi ve çözüm karşıtı faşist partiler toplamda yüzde 44’e ulaşırken, çözüm yanlısı olduğu İDDİA EDİLEN ki Annan Planında net biçimde gördük SOL BLOK yüzde 25’in altında kalmıştır.
Merkezde ise yine SAĞA YAKIN veya Kararsız %31 bir kesim bulunmaktadır.
Son Seçim Anketinde Annan Planından bugüne net şekilde çözüme %75 HAYIR Oyunun Değişmediği Ortadadır.
Hatta Bu Oran Rum Eğitim Sisteminin Geçtiğimiz 22 Yılda Daha da Faşist Bir Eğilim Sergilemesi Nedeniyle Artmış Bile Olabilir.
Bu Seçim Anketi yalnızca bir seçim anketi sonucu değil, Rum toplumunun kolektif siyasal iradesinin açık bir beyanıdır.
Artık şu gerçeği herkesin kabul etmesi gerekir
Rum tarafı, Türklerle “SİYASİ EŞİTLİĞE DAYALI” bir ortaklık istememektedir.
Bu tablo, federasyon söyleminin sadece masalarda ve raporlarda yaşayan, fakat toplumda karşılığı olmayan bir diplomatik illüzyon ve nostalji olduğunu ortaya koymaktadır.
İki Egemen Eşit Devlet Tezi Bir Tercih Değil, Artık Bir Zorunluluktur !
Bugün gelinen son noktada, Rum toplumunun siyasal yönelimi FEDERASYON tezlerini fiilen hükümsüz kılmıştır.
Bu durum, KKTC ve Türkiye açısından yeni bir “talep” üretmez, aksine mevcut GERÇEĞİMİZİ TANIMLAR.
Kıbrıs’ta iki ayrı halk, iki ayrı demokrasi, iki ayrı egemen yapı vardır !
İki egemen eşit devlet, artık bir pazarlık pozisyonu değildir,
Rum tarafının tercihlerinin doğal ve kaçınılmaz sonucudur.
Uluslararası Toplumun Kaçamayacağı Gerçek Ortadadır…
Uluslararası aktörler bugüne kadar şu konforlu yalana sığınmıştı,
“Liderler çözüm istiyor, ama halklar hazır değil.”
Bugün bu koca yalan çökmüştür.
Rum toplumu,
Sert milliyetçiliği,
Türklerle güç paylaşımına karşıtlığı,
Üniter devlet ısrarını sandıkta açıkça tercih etmektedir.
BU KOŞULLAR ALTINDA Türk tarafındaki bir kesimin hala daha FEDERASYONU SAVUNMAYA DEVAM ETMESİ, KIBRIS TÜRK HALKININ “ÇIKARLARINA KARŞI” açık bir siyasettir.

