Bazı insanlar vardır; onları televizyonda izlersiniz, gazetelerde okursunuz. Bir de bazı insanlar vardır ki, onlarla aynı ortamı paylaşınca ekranda gördüğünüz kişiliğin çok daha ötesinde bir karakterle karşılaşırsınız.
Geçtiğimiz günlerde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin 5. Cumhurbaşkanı Sayın Ersin Tatar'ın Yalova programı vesilesiyle kendisiyle üç gün boyunca birlikte olma fırsatı buldum. Bu süreçte bir an olsun yanından ayrılmadım. Bu imkânı bana sağlayan değerli kardeşim Alihan Pehlivan'a da ayrıca teşekkür etmek isterim. İyi ki böyle bir devlet adamını yakından tanıma fırsatım olmuş.
Sayın Tatar, Yalova'da çeşitli ziyaretler gerçekleştirdi, vatandaşlarla bir araya geldi ve yoğun katılımla gerçekleşen bir konferansa katıldı. Ancak beni en çok etkileyen, makamından önce insanlığı oldu.
Program boyunca dikkatimi çeken en önemli nokta şuydu: Gittiği her yerde vatandaşların yoğun ilgisiyle karşılaştı. Kimisi sadece elini sıkmak istedi, kimisi kısa bir sohbet etmek istedi, kimisi de bir hatıra fotoğrafı çektirmek istedi. Üç gün boyunca bir kişinin bile fotoğraf talebini geri çevirdiğine şahit olmadım. Yorulduğu anlarda bile yüzündeki tebessümü eksilmedi.
Yalova'yı da gerçekten çok sevdi. Gerek şehrimizin doğal güzelliklerinden gerekse insanlarımızın samimiyetinden övgüyle bahsetti. Özellikle konferansa gösterilen ilginin kendisini oldukça memnun ettiğini de defalarca dile getirdi.
Elbette Sayın Ersin Tatar hakkında farklı siyasi görüşlere sahip olanlar olabilir. Demokrasi zaten bunun adıdır. Ancak objektif olmak gerekirse, Kıbrıs meselesini anlatma konusunda gösterdiği çabayı görmezden gelmek de haksızlık olur.
Son yıllarda sıkça duyuyoruz; "Sürekli geziyor" eleştirileri yapılıyor. Oysa mesele sadece şehir şehir dolaşmak değil. O ziyaretlerin her birinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin haklı davasını anlatıyor, uluslararası platformlarda sesini duyurmaya çalışıyor, Türkiye'nin dört bir yanında Kıbrıs davasının canlı tutulması için mücadele ediyor. Bir devlet adamını değerlendirirken yalnızca seyahat takvimine değil, o seyahatlerin amacına da bakmak gerekir.
Bu noktada mevcut KKTC Cumhurbaşkanı Sayın Erhürman'a da küçük bir parantez açmak isterim. Bana göre bugün Türkiye'de Ersin Tatar'ın bilinirliği oldukça yüksek. Elbette herkes aynı seviyede tanınmak zorunda değildir. Ancak toplumla daha fazla iç içe olmak, daha görünür olmak ve Kıbrıs meselesini daha güçlü şekilde anlatmak konusunda daha fazla çaba gösterilmesi gerektiğini düşünüyorum. Makamlar sadece protokol toplantıları, açılışlar ve resmi programlarla sınırlı kalmamalıdır. Halkın arasında olmak, vatandaşla aynı sofraya oturmak, onların gönlüne dokunabilmek de en az resmi görevler kadar önemlidir.
