Bu bir tehdit yazısı değil. Bu bir teşhis yazısıdır !

Haritayı Çok İyi İnceleyiniz.

Bu Harita Dünya Müesses Nizamının Sesi Olan Çok Önemli Bir Kurumun Bölgemiz Haritasıdır !

Kıbrıs’ta bugün kaybedenler tam olarak bölgesel tabloyu ve jeopolitik gelişmeleri okuyamayanlardır.

Kıbrıs’ta, Kıbrıslı Faşist Zihniyet Farklı bayrakları taşıyorlar ama aynı refleksle hareket ediyorlar.

“Türkiye Düşmanlığı”

Bu Kesim Dünyayı siyah beyaz görüyor.

Barış, Böcek, Çiçek diyor ama aslında “Karşıtlık” üzerinden var oluyorlar.

Bu çevreler için Türkiye hala “engellenmesi gereken bir sorun”. Oysa realite şudur, Türkiye artık engellenecek bir aktör değil, dengeyi belirleyen bir gerçekliktir.

Tam da Bugün İtibariyle;

Delik Fetişisti Brüksel’li Teyzeleriniz ve Ağabeyleriniz Sizleri Kurtaramayacak…

Kıbrıs’ta, Türkiye’yi köşeye sıkıştırabileceğini sanan akılsızlık, Suriye’de nelerin yaşandığını anlamamış demektir.

Büyük resme bakamadılar, göremiyorlar, büyük güçlerin ABD ve arkasındaki MÜESSES NİZAMIN, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile nerede uzlaşıp nerede çatıştığını okuyamıyorlar.

Sonuçta 2004’te Referandumda HAYIR dediler, MASADAN 2017’de kalktılar, artık yeni masada Türkiye ve kendisine biçilen büyük tarihi rol var.

Oyun başkaları arasında oynandı.

Paylaşımlar ve kararlar verildi.

Bölgenin Hamisi Ağabeyi Doğu Akdenizin Enerji Koridoru Olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti Olacak.

Bizde ise bir kesim için durum trajik ve kendileri açısından vahim.

Aslında kaybettiklerini biliyorlar,

CTP Genel Başkanı sayın Sıla Usar İncirli’nin Türkiye ziyaretinde verdiği röportajlar ortadadır ve temasları CTP’nin siyasi geleceğine ve çizgisine dair de önemli bir açılımdır.

Bizde, Türkiye’yi hedef alan, Ankara’yı “yük” gibi gösteren, kendi siyasetini Türkiye karşıtlığı üzerine kuran Brüksel destekli damar, boşlukta konuşuyor.

Bu adada güvenlik, ekonomi, enerji ve diplomasi başlıklarının hiçbiri Türkiye’den bağımsız değildir, olamaz.

Bu gerçeği inkar eden bir kitle gazetecilik veya siyaset yaptığını zannediyor ama aslında kendi kendine konuşuyor.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde geçtiğimiz Cumhurbaşkanlığı seçiminde kazandığını zannedenler aslında çoktan kaybetmiştir.

Bu kayıp, dünyanın yön değiştirdiği bir dönemde hala eski sloganlarla Türkiye karşıtlığı üzerinden konuşmaya devam edenlerin yaşadığı bir kayıptır.

Bugün Kıbrıs’ta kaybedenleri görmek için diplomatik bildiriler okumaya gerek yoktur. Bölgeye bakmak yeterli.

Kim söz sahibidir, kime yok muamelesi yapılmaktadır ?

Kim oyun kurmaktadır, kim oyunun dışında kalmaktadır ?

Cevaplar, bu zihniyetler ve kişiler için rahatsız edici derecede açıktır.

Uzun yıllar herkes Suriye’de “savaş kazanıldı mı, kaybedildi mi” diye tartıştı.

Oysa mesele o değildi. Savaş bugün bitmedi, sadece biçim değiştirdi.

Kim maaş ödeyecek, kim güvenliği yönetecek, KİM İNŞAATLARI YAPACAK, kim enerji gelirlerini kontrol edecek.

Gerçek kavga burada yaşandı. Ve bu kavganın sonunda bağıranlar değil, sistemi kuranlar kazandı.

Benzer bir oyun farklı senaryo ile şimdi Kıbrıs’ta olacak.

Güç dediğiniz şey, kağıt üzerindeki haklılık değil, sahada kurulan dengedir.

Türkiye Cumhuriyeti Devlet Aklıda Bunu Mükemmelen Yapmıştır, İcra Etmeye Devam Etmektedir.

Türkiye bu dengeyi kurabilen az sayıdaki aktörden biridir. Bunu söylemek bir temenni değil, bir tespittir.

Suriye’de bunu yaptı. Orayı “yakın dış politika” diye okumadı, doğrudan iç güvenlik meselesi olarak ele aldı. Sınır, göç, terör, enerji ve istihbaratı tek bir çerçeveye oturttu. Sonuçta sahada kimlerin adı silindi, kimlerin alanı daraldı, kimlerin bir anda “gereksiz” hale geldiği görüldü.

Kıbrıs’ta kaybedenler, bağırmaya ve şikayet etmeye devam edenler olacak.

Şimdi sıra Kıbrıs’tadır.

Bölgede Roller ve Düzenin Kararı Verilmiştir.

Bunu kabullenemeyenler için tarih her zaman aynı şeyi yapar,

TARİHİN ÇÖPLÜĞÜNE BIRAKIR.

Bir harita ve şunu diyen bir yazı 'ESTIMATING THE ECONOMIC BENEFITS of Levant Integration Daniel DanielEgel Egel AndrewParasiliti Andrew Parasiliti Charles CharlesP.Ries P. Ries Dori Dori Walker RAND CORFORATION HE' görüntüsü olabilir